13 Kasım 2013 Çarşamba

Mutlu olmak ne demek? I


Bir numara

Hastane odasından içeri girdiğinde onun yumuk gözlerini görebilmek,
Süt kuzusu gibi masum duruşunu görebilmek,
Tavşankulaklı şapkasının altında kalan gözlerini; onu uyandırmadan ortaya çıkarabilmek,
Yumuk gözleriyle takip edebiliyorum mesajı verdiğini görebilmek,
Emziğini emerken çıkardığı “cumk, cumk “ seslerinin ahengini hissedebilmek,
Daha minicikken onu kollarımda uyutma konusunda ne kadar ustalaştığımı hissedebilmek,
Acıktığını, uykusu geldiğini, uyku arasında rahatsız olacağı sesleri, uyanmak üzere olduğunu,temizlik
  zamanının geldiğini anlayabilmek,
Yumuk ellerine, burnunun ucuna ve ensesine dokunarak sıcaklığını kontrol edebilmek,
Kucağıma aldığımda kokusunu içine çekebilmek,
Uzamakta olan saçlarına ilk tokayı takabilmek,
Minik adımlarıyla koşarken düşmemesi için peşinden gidebilmek,
Etrafa neşe saçtığında nazar değmemesi için dualar mırıldanabilmek,
“Akıllı olacak herhalde“ dedirten davranışlarına şahit olabilmek,
“Bunu da nasıl öğrendi?” dedirten sözlerini duyabilmek,
İlk dişinin çıkmasını heyecanla bekleyebilmek,

Emziği bıraktırma zamanı geldiğine,
Uçurtmamızın peşinden koşabilmek,
İki liralık topun verdiği futbol hazzını birlikte alabilmek,
Bazen haftada dört gün doğum günü kutlayabilmek,
Yarım dilim ekmek ve üzerine diktiğimiz ucu yanık mum ile hazırladığımız doğum günü pastasını keyifle yiyebilmek,
Parklarda başka çocukların bisikletlerine binmek için birlikte müsaade isteyebilmek,
Konuşmaya gerek kalmadan; “elimi tut,kucağına al, beni biraz sev, sırtımı kaşı, ….” Anlamına gelen mimikleri anlayabilmek,
Parkta diğer çocuklarla oynamasını, iletişim kurabilmesini seyredebilmek,
“Bugün çok para harcadık, yarın da bunu alırız” karalılığını anladığını görebilmek,
Çekirdeğini yutmadan kiraz yemesine sevinebilmek,
Sabah uyandığında yarı açılmış göz kapaklarının arasından “dede .. “ diyerek tebessüm etmesini görmek,
Biraz da şımararak “bugün okula gitmeyeceğim …” sözlerindeki arka planı görebilmek,
Dedesinin kararlılığı karşısında “tamam okula gidecez, ama önce markete bakacaz” mutabakatını sağlayabilmek,
Anaokulunun kapısında saçlarını bir kez daha düzeltebilmek,
Uyum güçlüğü yaşamadan uzattığı ayaklarından ayakkabılarını çıkarabilmek,
Okul kapısından içeri girerken gösterdiği isteksizliği gülümseme ile karşılayabilmek,
Okuldan içeri girerken; “dedesinin onu çıkışta alacağı” konusundaki güven duygusunu hissedebilmek,
 “Şimdi sen çocukmuşsun, ben de öğretmenim… “ sözleri ile başlayan oyunu sürdürebilmek,
Birlikte yaptığımız kâğıttan uçakla eğlenebilmek,
Okulda öğrendiği şarkıları dinleyebilmek,
Arada bir birlikte dans edebilmek,
Birbirimize yaslanarak aynı şarkıları keyifle dinleyebilmek,
Sofrayı birlikte hazırlayabilmek,
Yaptığı resimleri birlikte beğenebilmek,
“Ben okuma biliyorum” diyerek çevirdiği kitap sayfalarındaki resimlerin hikâyelerini dinleyebilmek,
“Eyvah, bu her şeyi anlamaya başladı, yanında daha dikkatli konuşmalıyız” diyebilmek,
Mutfak evyesinde su ile oynarken, onun hazırladığı çayları mahsusçuktan içmek,
İki kişi olduğumuz halde, Ankara’da olan Zehra yanımızdaymış gibi oyunlarımızı üç kişi oynayabilmek… …..
Açık havada dolaşırken rastladığımız bitkileri, ağaçları, kuşları böcekleri birlikte inceleyebilmek,
Salyangozun kabuğuna, arkasında bıraktığı parlak izlere birlikte bakabilmek,
Arıların, karıncaların çalışkanlıklarını birlikte izleyebilmek,
“Dedeee, seni çok seviyorum” deyişlerinin ne kadar içten geldiğini hissedebilmek,

1 yorum: